5 Aralık 2005

fu



günün niyeti ve özeti buydu

ama

bi burukluk var içimde



uçan kafalı güzel arkadaşım

git-me be

24 Kasım 2005

durrub dururken burda durur bu dub budur mudur ?

kontrolü bir daha ele geçiremeyeceğini anladığından sonraki gün sabah yedi gibi tek tük geçen minibüsleri seçmeye çalışırken perdenin ardından eliyle yüzünün yarısını kapattı
yavaş
ben bir ejderhayım ve büyük bir delik bu..
değil mi? dedi.
oysa bu soruyu sorduğunda cama gözü yansıyordu yuvarlak bebeği ile















uçamaz / dünya zaten /yabancı / deli ev halkı /ayaklanıyor /hüner /kestirme kadere kapıldı / yeniden soğuksu /avucumda işkence noktaları yaratıyor

9 Kasım 2005

sesli sessizzz

aaaaaaaaa
eeeeeeeeee
ıııııııııııııııııııııııııııı
iiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii
ooooooooooooooooooooooo
öööööööööööööööööööööööööööööö
uuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuu
üüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüü

ama istiyorum

zzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzz

5 Kasım 2005

20 Eylül 2005

baslik yazma mevzusunun hastasiyim

ama yine gece
yine çalışıyorum
yine pörtlek gözlerimle ışığa bakamaz haldeyim
ve yine sabahı çift kişilik bir deri koltukta karşılayacağım
ama hala şarkı söylüyor ve aksi gibi neşeli sesim
bugün bir çocukla tanıştım
bana kaç tane yara izi olduğunu gösterdi,
yarışmayı denemedim bile çünkü
kan sızdıran delik kalbiyle doğuştan kazanmıştı..

17 Eylül 2005

hepsini tekrarla

dedim listeye
uykuya hazırlık
söyleyecek sözlerimin hepsini bir peçeteye yazıp yedim yuttum
tam o anda avucuna bıraktığım notu küçük parçalara ayırışın geldi gözümün önüne
ve ardından duvarın üzerine zıplayıp çıkışın
şöyle konuşmuştun benimle sakinliğin çenemi kilitlemişti
- Önemli değil nesli, inan ki önemli değil, dilediğin zaman dilediğin yere gidebilirsin, dilediğinle, dilediğini..
kocaman açıp gözlerimi
- delirdin galiba? demiştim: saçmalıyorsun!
kılın kıpırdamadan:
- Hepsi hikaye sen hiç bir sey bilmiyorsun. Yürü. Bak yol orada, adımlamanı bekliyor..
sustum tabi ki, öylece,
ben uyuşmaya başlarken;
sen gökyüzüne, gelip geçen arabalara, insanlara, dünyaya baktın.
sonra oturduğun duvardan yanıma atlayıp tuttun beni hadi dedin gidip bir şeyler yiyelim.

ve bugün otobüs durağında beklerken hissettiğim gibi hissetmiştim o gün de
herkes ışık hızında bir devinim içinde izlerini görebiliyorum peşlerinde parlak sicimler, sabitim, sağır, müzik deliriyor, aklım oyun oynuyor, gözlerim bütün algılarım, başka bir yere doğru çekiliyorum hem bedenimle hem de zihnimle engel olamıyorum,
tekim,
ama düşüncen geri çağırıyor,
eşsiz varlığın adımı söylüyor,
yansıtıyor dudaklarım adınla,
seni, bilmeden bilişim işte işaret bu diyorum,
eğer bir işaret varsa bu o, gerçek ismini sende görüşüm...
hayattayız, hala...

2 Eylül 2005

ne yazmak istedigini bilmeyen ama yazmak isteyen ne yazar

elbette saçma bir şeyler
tıpkıı ne diyeceğini bilemeyip saçma saçma konuşmak gibi
oysa susup otursak daha kıymetli olacaktır zaman
kıymetlimisss
dilimizi böyle yılanlar gibi uzatıp havayı koklayabiliriss
bulacağımız tek şey yolumuzdur ki o da beynimize çıkar ve beynimiz çoktan sikilmiştir hem de hunharca tıpkı cinayet gibi küçük kanlı sevimli ve geçici
çünkü
biz hep ölürüz
yani ben kaç kere ölüp dirildiğimi hatırlamıyorum bile yüzü bulmuş mudur?

ne dediğime bakmak için geri döndüm
baktım hissettiğim hiç bi şey yok
bu hissizliğe neden olan sensin
ne kadar inançsız olduğumu hatırlıyorum her gördüğümde
state of love and trust şarkısını bağırarak söyleme isteği duyuyorum bet sesimle
ve elbette koşma isteği de
hepsinin de sebebini biliyorum
ama
bir şey yok
boş ver
boş ver bir şey yok..

sanki başka biri gibi hani bir kendim var bir de o ölü tanrının yarattığı başka bir ben daha
o ben yaratıcısının öldüğü hatırlatılınca kahkaha atıyor ve diyor ki evet o öldü
yeniden ne sevinçli haber bu
sonra bu sevincin bir yanılsama mı yoksa köredici aydınlığa düşen ince bir gölge mi olduğu konusunda şüpheye düşüyorum
parmaklarımı şıklatıp tokatı çakıyorum suratıma
boş veer hepsi hepsi hikaye

şimdi yeniden dönüp baktım yazdıklarıma
içine bir damla umut koymadığım için
kızım yanlış yapıyorsun diyor iç sesim
ama onu dinleyen kim?

;)

10 Ağustos 2005

nö mi

uyduruk bi kelime
tanımadığım biriyle geçmekte olan uyduruk bi gece
kaçıp yazıyorum sanki beni kurtaracakmış gibi
kaçıp balkondan bakıyorum
aaa martılar ne beyaz falan diyorum aptalca
bak bak rüzgar nasıl sallandırıyor ve yüzüme bakma ve artık bi kahve pişirmelisin ve kareli battaniyeleri seviyorum ve bu şarkıyı çalman isabetli oldu en azından "konuşabiliriz" hakkında senin hakkında oysa o susuyor ve devam ediyor ben gündüz yaşadığım şaşkınlığı düşünüp dikkatimi dağıtmaya çalışıyorum
o üstüne üstüne çekiyor kelimeler çıkarıyor tek.. kesik.. sonra susuyor sonra o kadar hızlı konuşmaya başlıyor ki anlayamıyorum ve cevap veremiyorum.. şapşal şapşal bakıyorum arkasından.. ensesi güzel.. elleri de.. damarlarını da beğeniyorum evet.. içeri gideyim en iyisi di mi evet içeri..

1 Ağustos 2005

kata inaf




henüz..
sevip sevmediğimi bilmiyorum,
ama ilgimi çektiği açık!